Ruh Sağlığı

Ruhun ne olduğu hakkında tatmin edici bir cevap aramak yararsız bir davranış olur. Çünkü “Ruh” kavramının tarifi yada yorumu üzerinde hala tam bir düşünce birliği sağlanamamıştır. Böyle bir olguya inananlar olduğu gibi, inanmayanlar da vardır. Kabul veya reddedenler, neyi kabul veya reddettiklerini açıklama, somut olarak ortaya koymak gücüne de sahip değildir. Kabuller yada itirazlar, hep söz kalabalığının içinde kalmaktadır. Ancak idrak ve mantık sınırlarını zorlayan ifade, inanış, yada iddialar karşısında bütün bütüne EVET’çi olmak ne kadar doğal değil ise, HAYIR’cı olmak da o kadar doğal değildir. Birer olgu olarak çeşitli spirtizma deneyimlerini, yada benzer çabaları ve sonuçlarını, hiçbir araştırmaya gerek görmeden yada yorum getirme çabası göstermeden reddetmek, pek makul ve sağlıklı bir tutum olmayacaktır. Zira “RUH” olgusunu kabul etsek de, etmesek de, yine de günlük yaşamımızda ondan türetilmiş birçok deyişleri kullanmak zorunda olduğumuzu inkar etmeyiz. Örneğin: “Ruhen yorgunum”, “Ruhumu sıkıyorsun”, “Ruhen anlaşamadık”, “Ruhi bunalım geçiriyor”, “Ruh hekimliği”, “Ruh ve sinir hastalıkları” gibi sözlerle neyi anlattığımız, yada anlatmaya çalıştığımız belli değildir. Hatta bu sözleri duyanların ne anladığı da araştırılmaya değer. Ama yine de devamlı kullandığımız sözcüklerdir.

Gerçekte bu kavramı, sınırları ve nitelikleri elle tutulur şekilde belirlenmiş bir tarif, yada anlatımla çerçeveleyebilmek olağan değildir. Fakat bu sözcükler yaşamımızda yer aldığına ve kullandığımıza göre, anlatmaya çalıştığımız bir şeyin olması da gerekir. Ancak bu yazılarda, üzerinde fikir birliği sağlanmamış ve adeta herkese göre değişik yorumsal değer taşıyan bir konu hakkında yazı yazmak yerine, yaşamımızda son derece önemli bir yer kaplayan ve dikkatimizi üzerinden hiç azaltmamamız gereken konular üzerinde düşündürücü rol oynamak daha mantıklı ve yararlı olur.

Bilindiği üzere, insan yaşamında en başta gelen önemli konu “SAĞLIK”tır. Zira maddi, manevi yada soyut, somut tüm faaliyetlerimiz, sağlık denen temel durumumuz üzerine oturur. Gerek tıpta, gerekse toplumsal yaşamın her boyutunda “sağlık” kelimesi insanın üç ayrı yapısı ile birlikte kullanılır: beden sağlığı, akıl sağlığı, ruh sağlığı... Vücudumuzu meydana getiren organlarımızın teker teker yada bir arada olarak, görevlerini amaçlı ve ahenkli bir şekilde yerine getirmelerine BEDEN SAĞLIĞI; bireyin, tek başına yada toplum içindeki yaşamında ortaya koyduğu düşünüş, konuşuş, davranış ve hareket biçimlerine yön veren kafa yapısının genel, toplumsal yargılara göre doğru, uygun ve uyumlu olmasına AKIL SAĞLIĞI dendiğini biliyoruz. Ancak ruh sağlığını, böylesine kolay tanımlamak şansına sahip değiliz. Ama yine de, üzerinde önemle durmak zorundayız. Bu bakımdan değerli bilim adamımız Prof. Dr. Özcan Köknel’in bir eserinden yararlanarak konuya ışık tutmakta yarar vardır. Bu bilim adamımıza göre “RUH SAĞLIĞI”, “İnsanın kendisiyle, başkalarıyla, geçmişi ve geleceğiyle kurduğu sağlıklı iletişim ve barış içinde olma durumudur”. Bu tanıma göre insanın; aile içinde, toplum içinde, çalışma hayatı içinde birey olarak, yaşamının kendine ve başkasına çıkarttığı faturanın nitelik ve kalitesindeki birincil öğe Ruh Sağlığıdır. Öyle ise, ona yönelik bazı hususları dikkate almak, insan için son derece önemli ve zorunlu olmaktadır ki, bunlardan bir kısmı değerli bilim adamımıza göre şunlardır:

• Ruh Sağlığının temeli “Kendini bil” ilkesine dayanır. Bu nedenle endişe, kaygı, kızgınlık, korku gibi, size elem veren duygulanım durumlarının nedenlerini araştırın. Kendinizden kaynaklananları gidermeye, başkalarından kaynaklananları çözümlemeye çalışın.
• Eksik, hatalı, kötü yanlarınızı denetleyebilmek için çaba harcayın.
• Yaşınız ne olursa olsun, başkaları ile sevgi ve hoşgörüye dayanan iletişim kurun.
• Aile, arkadaş ve iş yaşamınızda uyum sağlayacak esnekliği özveriyi gösterin.
• Yaşamınızın her boyutunda, bulunduğunuz ortamda sorumluluk alın.
• Engeller karşısında başarısız, sorunlar karşısında çaresiz kalırsanız ezilmeyin, bıkmayın, yılmayın. Yeni çözümler arayın ve deneyin.
• Başarısızlıklarınızdan, hatalarınızdan ders alın. Bunları tarafsız bir gözle değerlendirin. Neden önce kendinizde arayın.
• Geçmişteki başarısızlık ve hatalarımız için pişmanlık duymayın, yada kendinizi veya başkalarını sürekli suçlamayın. Böyle bir davranışın geleceğinizi olumsuz biçimde etkileyeceğini düşünün.
• Çağın ve yaşın bedensel ve ruhsal özelliklerini bilin ve değerlendirin.
• Ölümü yaşamı tamamlayan bir son olarak kabul edin.
• Günlük yaşantınız, yakın ve uzak geleceğiniz için, amaç ve beklenti kaynakları bulun.
• Size uymayan, ters düşen değer yargısı, duygu vs. karşısında esnek ve hoşgörülü olun.
• Yaşadığınız andan neşe ve sevinç duymayı öğrenin. Saplantı ve takıntılardan kendinizi kurtarın. Amaç ve beklentiler oluşturun.

Diyelim ki, ruhsal sağlığımızla çevremize huzur veren, aranan ve özlenen bir kişi olalım ve yaşamımız başkalarına yük olmasın.

Kaynak: “İnsan Anlamak”. Prof. Dr. Özcan Köknel, Altın Kitaplar.0

Leave a reply