İddianame

Yüzyılların davası görülmek üzereydi. Kamuoyu günlerden beri çeşitli vasıtalarla konunun içine çekilmiş ve bütün dikkatler konu üzerine toplanmıştı. İşlenen feci cinayetin katili kimdi? Cinayeti nasıl ve niçin işlemişti vs., hep tartışılan hususlar arasındaydı. Mahkeme Başkanı ve üyeler yerlerini aldılar. İddia makamında savcı, iddianameyi okumaya hazırlanıyordu. İzleyici grubunun adeta nefesleri kesilmişti, iğne atılsa yere düşmeyecek kadar kalabalık salonda, çıt çıkmıyordu. İzleyicilerin tümünde bir burukluk ve endişe hali seziliyordu. Sanki herkes aynı cinayete tanık olmuştu, ama ne ilginç ki, hiç kimse hissiyatını açığa vurmaya istekli bir davranış içinde değildi…

Suçlu, herkesin bakışları arasında salona alındı. Başkan sözü savcıya vererek; “İddia Makamı şimdi, iddianameyi okuyacak” dedi ve görevliler sanığa “Suçlu ayağa kalk” dediler… Savcı iddianameyi okumaya başladı: “Muhterem Başkan ve Üyeler. Yüce Mahkemenizin karşısında son derece mazlum ve sakin bir ifade ile duran şu sanık, gerçekte cinayetlerin en korkuncunu, en gaddar şekilde işlemekten kaçınmamıştır. Aslında yüzyıllardan beri sürüp giden, adeta doğal bir olaymış gibi görünme niteliği kazanan bazen etkisi altına aldığı bireysel ve çevresel ortamda kurduğu esaret zincirinin gücünün takdirle karşılanması sonucu, dengesini kaybedip çok daha tahripkâr olan sanığın adı; doğuştan HIRS’tır. Fakat, zaman zaman gerek aile ve gerekse çevre içinde gördüğü müsamaha, hatta takdir gibi itici etkenlerin tesiri ile ve arkadaşları AKIL ve ZEKÂ’nın çok güçlü yardımlarının rehberliğinde, nitelik değişimine uğrayarak, öğrenim gördüğü MENFAAT anabilim dalındaki ihtisasından da yararlanarak, kişiliğine yeni bir görünüm kazandırmaya çalışmış, hatta adını da değiştirerek İHTİRAS ismini almıştır. Sanık bununla da yetinmemiştir. Zira kendisinde oluşmaya başlayan ruhsal sapma sonucu ne oldum delisi olmuş ve adeta histeri nöbetlerine benzeyen şekilde krizler geçirek NEFS adlı kişi ile ortaklık kurmuştur. Bu ortalığın yukarıda adları belirtilen AKIL ve ZEKÂ’da da hisseleri olduğu malûmdur.

Böylesine güçlü duruma gelmek, sanığı adeta çıldırtmış ve toplum içindeki alışkanlığa uygun hareket ederek adını üçüncü, hatta dördüncü kez değiştirip önce MUHTERİS, sonra da HARİS isimlerini kullanmaya başlamıştır. Soyadları kromozon olan Bay XY ile Bayan XX’in çocuklarından biridir. Doğduğu andan itibaren çevresini hakimiyet altına alma eğilimi gösteren sanık, ilk andan itibaren akrabaları Bay EL, AYAK, GÖZ; KULAK gibi yakın aile bireylerini istismar etmeye başlamıştır. Yaptıkça yapmak, aldıkça almak, tasarladığını mutlaka oluşturmak gibi, ilk önceleri olumlu görünen davranışlar, daha sonraları kasıt haline bürünmüş ve kronikleşen bir güce erişmiştir ki; şu an görüşülmekte olan davanın ruhu bu noktada toplanmaktadır. Yüksek malûmları olduğu üzere dava, CİNAYETTİR. Sanık İHTİRAS, kendisinin de içinde ikamet ettiği İNSAN DUYGUSU adlı binanın, SEVGİ, SAYGI, DENGE; ACIMA, DÜŞÜNME adlı diğer dairelerde oturan kiracılarla müştereken kullandıkları araçları vahşice tahrip ederek, onların sıkıntı altında kalmalarına sebep olmuştur.Örneğin, göz aracını, doğru ve uygun göremeyecek şekilde köreltmiş, kulağı doğru ve uygun duymayacak şekilde sağırlaştırmıştır. Beyin, gerekli olanlarla, yeterli olanları fark edemeyecek kadar zayıflamıştır. Bu suretle “SEVGİ, SAYGI, İZ’AN, ÖLÇÜ” tümü enkazın altında kalarak güç kaybına uğramışlar, bitkisel hayata girmişlerdir. Bu ise, onların öldürülmüş olması anlamını taşıyan korkunç bir olaydır. Bu, ayni zamanda sanığın KENDİSİNİ ÖLDÜRÜŞÜDÜR. Diğer taraftan öldürülen SEVGİ, SAYGI gibi kişilerin yok olmaları ile, onlara ihtiyacı bulunan dış çevredekilerin de yok olması sonucu ortaya çıkmıştır. Sevgi ve saygı ile beslenenler açıkta kalmış ve çevre ölüme terk edilmiştir.

İşte mahkemenizin karşısındaki sanık, hem kendini mahveden, hem de çevresini yok eden acımasız, vahşi bir katildir. Dolayısıyla sanığın, hareketlerine uyan SAĞDUYU KANUNUNUN, YALNIZLIK MADDESİNİN, FARK ETME FIKRASI’ndaki YOK ETME cezası ile cezalandırılmasına ve böylece; eşi, çocukları, akrabaları, astları ve tüm çevresinin esaretine son verilmesine karar ittihazını dilerim.”

– Başkan; Gereği düşünüldü, sanığın savunmasını yapması
amacı ile dava bir sonraki celseye bırakılmıştır.

Dileyelim ki, hayatımız ve başarılarımız için mutlak gerekli bulunan “hırsımız” dengesini kaybedip yozlaşmasın ve yaşamdaki ahengimiz bir ömür boyu devam etsin.

Leave a reply