Yıllar önce bir kitabın arka yüzünde bir yazı okumuştum " 3000 yıllık geçmişini bilmeyen insanlar günübirlik yaşayan insalardır" diyordu. Belki 3000 yıllık kendi geçmişimi bilmiyorum ama öğrenmeye çalışıyorum.
Beni ben yapan aslında ben değil, beni ben yapan yaşadıklarım, sevdiklerim, dostlarım ve çok inandığım kaderin benim önüme sunmuş olduğu yolda atmış olduğum adımlardır.
Ben kimim sorusuna gelince ise verilecek cevap çok sanırım...
Annemle Babamın küçük erkek çocuklarıyım: Başlangıcın olduğu nokta bu, onlar olduğu için varım.Onları çok seviyorum.
Şişonun kardeşiyim: Evet abim Recep veya lakaplarından biri olan Şişo'nun kardeşiyim. O olmasaydı belki şimdiki ben olmazdım. Ona çok çok şey borçluyum.
Biricik eşimin kocasıyım:Filizimin biricik aşkımın onu çok ama çok çok seven kocasıyım.
Türküm:Büyük bir ihtimal atalarım Orta Asya'dan Türk boylarından gelme birileriydi. Kalın kaş, hafif çekik göz...
Balkanlıyım: Balkanlar için her zaman bir geçiş yolu denmiştir. Yüzyıllarca atalarım bu topraklarda yaşamış ve 1989 Türkiye'ye göç etmeden önce bizim için vatan olmuştur. Balkan toprakları sahip olduğu geniş kültür ve tarihi ile her zaman güzelliğini, ortaya koymuştur.
Bulgaristan Türklerindenim: Birçok zaman insanlar yanlış yaparak Bulgar Türkü demişleresede bizler TürklerinBalkanlarda kalan azis hatıraları olmuşuz. Atatürk bu konuda der ki; "Göçmenler kaybedişmiş toprakların azis hatırılarıdır."
Haskovoluyum: Bulgaristan'ın Haskova ( Hasköy ) şehrinde doğdum, büyüdüm. Bu yüzden değil ama oralı olduğum için Haskovoyum . ( Evlendikten sonra Fotinovolu'da oldum...)
Göçmenim:12 yıl Haskovo'da yaşadım. 1989 yılında Bursa'ya göç ettik. Aradan geçti 8 yıl ve kendimi üniversite eğitimi için Antalyada buldum. Aradan 4 yıl daha geçti ve kendimi Bursa'da buldum( bu arada 3 ay için Yunanistan'a gittim). Aradan 1 yıl daha geçti ve bu sefer İstanbul'dan bir firmadan teklif aldım ve kendimi İstanbulda buldum. ( 12 + 8 + 4 +0.3 + 1 + 7 yıl ) Galiba hep bir yerden bir yerlere göç ettim. Şimdi Mart 2009 ve hala burdayım. Şimdilik...:)
Türkiyeliyim:1989 yılı 7 Temmuz itibarıyla Türkiye göç ederek belkide yüzlerce yıl atalarımın özlem duyduğu hasretle beklediği vatan topraklarındayım.
Paraşütçüyüm:Önce bir hayaldi benim için uçmak. İzmir Fuar Alanındaki Paraşüt Hocaları ile Bursa Uludağ İzicilik Milli Kampında tanıştık ve bize yol gösterdiler. Önce Türk Hava Kurumunda 2 yıl üst üste T-10 ve T-10B paraşütleri ile 10 defa yaklaşık 500 mt. den atladık. Yetmedi Antalya Akdeniz Üniversitesi Havacılık kulübü ile yaklaşık 10 defa'da Torosları tepelerinden Yamaç Paraşütü ile atlayış yaptım. Uzun süre atlayış yapmadım ve niyetim yine başlamak...
İzciyim:Küçüklüğümden bu yana belki çiftiçilik ile uğraşmaktan olacak her zaman doğa'da bir şeyler yapmak beni çok mutlu etmiştir. Şans eseri filmlerde gördüğüm izcilik ile tanışmak firsatım oldu 1993 yıllarında. Burs'da Uludağ Ergin İzci Ünitesinde başladım ve yıllarca severek çok uğraştım. Doğa'yı ve Macera'yı yakından tanıma fırsatı buldum. Birçok eğitim gördüm ve çok iyi insanlar ile tanıştım.Şu anda dostum olan birçok kişi ile bu sayede tanıştım.
Kampçıyım:Kampçılık aslında bahaneydi, amaç her zaman doğada kıt imkanlar ile heycanı ve macerayı yaşamak. Gecenin zifiri karanlığında buz gibi havada yanan kamp ateşinin yanındaki kütüğün üzerinde otururken içtiğimiz kahvenin veya çekirdeğin tadını başka hiç bir şey vermez.Ben korkuyu his etmenin ve sesiszliğin içinde sesizliği dinlemenin zevkini bir kamp veya Uludağ yapan yürüyüşte anladım. Bir uçurumun dibinde ölüm ile baş başa kalmanın veya gece karanlıkta 15 mt. öteden geçen ayının sesini duyduğumuzdaki muhteşem korkuyu yaşamak...
Turizmciyim:Orta okul son sınıfta lise sınavları seçiminde dikkatimi çeken Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi'ni öylesine tesadüfü seçmiş olmam ileride ne kadar doğu biri karar olduğunu çok daha sonra anladım. Benim için gezmek kadar gezdirmek te önemli. Yeni yerler görmek kadar yeni yerlere insanları götürmek...
Doğacıyım: Çevreciyim desem o eskidendi sanırım sağ soğa kağıt atmaz yaşadığımız Kestel Yeni Mahallede çöp toplama günleri, ağaç dikme günleri yapardık.
Yeşilaycığım desem oda değil sanırım. Yine eskiden sigarave alkol almaz , ama alanlarada engel olmazdım.
Sanırım be doğaya, doğal olanı seviyorum. Sessizliği, huzuru, temiz havayı, su sesini seviyorum.
Kahve tutkunuyum: Rahat bir ortam, eşimle dostlarımla bol sohbet ve neşeyle içilen bir kahvenin tıdını hiç birşey veremez.
( Hele'de Venedik San Marko Meydanında 2 fincan kahveye 30 € verdikten sonra ...)
| < Önceki |
|---|











